SHÇEK Teftiş Kurulu

 

 

 

T.C.

B A Ş B A K A N L I K

SOSYAL HİZMETLER VE ÇOCUK ESİRGEME KURUMU

GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

 

 

 

 

 

A N K A R A

SAYI

: B.02.1.SÇE.0.15.00.03/M-5-4/2002-230

28 Haziran 2002

KONU

: “183 Alo Kadın, Çocuk ve Sosyal

    Hizmet Hattı”

  

 

 

GENELGE

NO/017

 

İstismara uğrayan veya uğrama riski taşıyan ve desteğe gereksinimi olan kadınlara ve çocuklara yönelik psikolojik, hukuki ve ekonomik alanda danışmanlık ve rehberlik hizmetleri sunmak ve yararlanabilecekleri sosyal hizmet kuruluşları konusunda bilgilendirerek, gereksinim duydukları hizmet türüne en kısa zamanda ulaşmalarını sağlamak amacının gerçekleştirilmesi, kadın ve çocuğa yönelik istismarın önlenmesi, kadınların toplumdaki statülerinin yükseltilmesi, çocukların yüksek yararının gözetilmesi hedefine ulaşılabilmesi için Türk Telekomünikasyon A.Ş. tarafından Kurumumuza tahsis edilen 183 özel servis numarasının “183 Alo Kadın, Çocuk ve Sosyal Hizmet Hattı” olarak bu Genelge ekinde yer alan 20 ilde faaliyete geçirilmesi çalışmaları başlatılmıştır.

 Kadına ve çocuğa yönelik sosyal hizmetler alanında danışma yönlendirme ve acil sorunlara yardımcı olma amacıyla faaliyete geçirilmesi sağlanacak olan söz konusu hizmet ile istismara uğrayan veya uğrama riski taşıyan genç ve ileri yaş kadınlara ve çocuklara yönelik olarak;

-Yasal hakları konusunda bilgilendirme ve bu hakların kullanımı konusunda rehberlik,

-Gereksinimi olanlara barınma olanağı konusunda bilgilendirme, 

-Destek mekanizmaları ve hizmetlere ulaşabilmeleri yönünde bilgilendirme ve yönlendirme,

-İstismara uğradıklarında yapmaları gerekenler konusunda bilgilendirme,

-İstismar sonucu ortaya çıkan umutsuzluk, değersizlik, suçluluk, utanç ve korku gibi duyguların yenilmesine yönelik psiko-sosyal danışmanlık konusunda yönlendirme,

-Tüm yaşam alanlarında (evde, okulda, işyerinde, sokakta vb.) cinsel istismara  uğrayan kadın ve çocuklara yönelik bilgilendirme, yönlendirme, destekleme,

-Kadın ve çocuklara yönelik her türlü eğitim programlarından haberdar etme,

-El ürünlerini değerlendirmeye yönelik programlar konusunda bilgilendirme,

-vb. hedeflenmektedir.

 

./...

 

 

 

 

24 saat hizmet esası ile İl Müdürlükleri bünyesinde sürdürülecek olan hizmetlerin, mesai saatleri içinde görevlendirilecek sosyal hizmet uzmanı ve/veya psikolog tarafından, mesai saatleri dışında ise telesekreter vb. sistemler kanalı ile hedef kitleye ulaştırılması, müracaatçının, kendisinin aranması yönünde mesaj bırakabilmesi sağlanacaktır. Alınan mesajlar takip eden mesai gününde değerlendirilecektir. 

183 özel servis numarası aracılığı ile sunulacak rehberlik ve danışmanlık hizmeti çerçevesindeki bilgilerin, konuyla ilgili kamu kurum ve kuruluşları, ilgili sivil toplum örgütleri, üniversitelerin ilgili birimleri, yerel yönetimler, barolar ile işbirliği içinde hazırlanmasında yarar görülmektedir. Söz konusu bilgilerin arayanların anlayabileceği bir şekilde sade ve açık olmasına özen gösterilecektir.

Görevlendirilecek personelin, arayanların sorunlarının çözümüne yönelik istenilen bilgiyi verebilmesi, doğru yönlendirebilmesi ve yeterli kayıt tutabilmesi için gerekli bilgileri edinmesine yönelik bir eğitimin, konunun uzmanı kuruluşlarca verilmesi konusundaki çalışmalar Genel Müdürlüğümüzce sağlanacaktır.

Ancak, bu çalışma gerçekleştirilinceye kadar yapılacak rehberlik ve danışmanlık hizmeti için görevlendirilecek personelin il bazında yapılacak işbirlikleri ve illerinde varsa Kadının İnsan Hakları Eğitim Programına katılan meslek elemanı tarafından açılacak ilk gruba katılımının sağlanması yolu ile kadınların hakları ve sorunları konusunda bilgilenmelerinin ve kadın bakış açısına sahip olmalarının sağlanmasında yarar görülmektedir. Ayrıca, çocuklara yönelik rehberlik ve danışmanlık hizmetlerinde Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin ilke ve hükümlerinin esas alınması gerekmektedir.

183 özel servis numarası aracılığı ile yapılacak görüşmelerde müracaatçı sayısının, kişisel bilgilerin (cinsiyet, yaş, eğitim, meslek, medeni ve çalışma durumu vb.) iletilen sorunların, istenen bilgilerin ve yapılan çalışmaların düzenli olarak kayıtlarının tutulması gerekmektedir. Böylece başvuranların yaşadıkları sorunlar, bu sorunların çözümü için gereken iletişim ağı ve yeni hizmet modellerinin geliştirilmesi olanaklı olacaktır. Ayrıca, bu hizmet ile eksik olduğu bilinen istatistiki veri tabanı oluşturma çalışmalarına da katkı sağlanabileceği düşünülmektedir.

Uygulamanın başlamasından itibaren ilk 6 ıncı ayda ve daha sonra her yılın sonunda olmak üzere İl Müdürünün başkanlığında uygulamada görevli meslek elemanları ve işbirliği yapılan kuruluşların temsilcilerinin katılımıyla değerlendirme   toplantıları     yapılarak    bu   toplantılarda     tutulan   kayıtlar

çerçevesinde uygulamaya ilişkin bilgi ve uygulamanın daha verimli olmasına yönelik getirilen önerilerin yer aldığı raporların Genel Müdürlüğümüze gönderilmesi sağlanacaktır.

        

./...

 

 

 

 

Birinci yılın bitiminde elde edilen verilerin dökümü, gruplandırılması, çözümlenmesi Genel Müdürlüğümüz ve DİE işbirliği içinde gerçekleştirilerek, sonuçlar raporlaştırılacaktır.

Kadına ve çocuğa yönelik istismara ilişkin bilgiler ekte yer almaktadır.

Bilgilerinizi ve gereğini arz ederim.

 

 

                                                                                     İmza

 

                                                                           Selçuk KARACIK

                                                                             Genel Müdür V.

 

EKLER :

EK 1- Bilgi Notu (14 Sayfa)

 

 

DAĞITIM :

Gereği       :                                                                   Bilgi :

-Ankara, İstanbul, İzmir, Adana,                             -A Planı

  İçel, Bursa, Antalya, Samsun, Diyarbakır,

  Şanlıurfa, Kocaeli, Zonguldak, Erzurum,

  Denizli, Kayseri, Malatya, Sivas, Trabzon,

  Eskişehir, Mardin Valiliklerine

  (İl Sos.Hiz.Md.lükleri)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

../HAZ/2002 ŞUB.MÜD.              :N.GEVEN

../HAZ/2002 DAİ.BŞK.               :N.KURTBASAN

 

KOORDİNE :

../HAZ/2002 AÇHD BŞK. V.        :N.TEKİN

../HAZ/2002 GEN.MÜD.YRD.      :G.YAVUZ

 

 

 

 

EK                                                                       :

 

KADINA YÖNELİK İHMAL VE İSTİSMAR

 

 Kadına yönelik ihmal ve istismar, ülkemizde acil önlemler alınmasını gerektiren ciddi bir sorun olup, kadınları ve çocuklarını ağır biçimde örselemekte, kadınların temel hak ve özgürlüklerini kullanmalarını, güven içinde yaşamalarını ve kendilerini gerçekleştirmelerini engellemekte, ciddi ruhsal ve bedensel sorunlar yaşamalarına, sakatlanmalarına hatta yaşamlarını yitirmelerine neden olmaktadır.

Kadına yönelik ihmal ve istismar, kadının bireysel ve toplumsal işlevlerini, özel yaşamını, işini ve diğer sorumluluklarını yerine getirebilmesinde, kadının güçlenmesi ve ilerlemesinde engel teşkil etmektedir.

“Kadının ilerlemesi ve kadın-erkek eşitliğinin sağlanması bir insan hakları sorunudur ve sosyal adaletin bir şartıdır ve sadece bir kadın konusu olarak görülmemelidir. Bunlar, sürdürülebilir, adil ve kalkınmış bir toplum inşa etmenin tek yoludur. Kadının güçlendirilmesi ve kadın-erkek eşitliği, bütün insanlar için politik, sosyal, ekonomik, kültürel ve çevresel güvenliği başarmanın ön koşuludur”.  (KSSGM, Pekin+5 Siyasi Deklarasyonu ve Sonuç Belgesi,  sayfa 180)

İhmal ve  istismar, fiziksel, duygusal, cinsel ve ekonomik olarak ortaya çıkabilmektir.

a) Fiziksel İstismar: Korkutma, sindirme ve yaptırım aracı olarak kaba kuvvetin kullanılmasıdır. Bu davranışlar; itmek, tokat atmak, ısırmak, boğmaya çalışmak, saç yolmak, tekmelemek, yumruklamak, eşya fırlatmak, kemik kırmak, bıçak silah gibi aletlerle tehdit etmek veya saldırmak, işkence yapmak (kadının bedeni üzerinde sigara söndürmek, bağlayarak dövmek, yere veya duvara fırlatmak vb.) hasta, yaralı veya hamile iken gerekli ilgi ve yardımı göstermemek, evden kovmak yada fiziksel kuvvet kullanarak evden çıkmasına engel olmak vb.dir.

b) Cinsel istismar: Cinsel istismarın varlığını gösteren davranışlar; kadına cinsel bir eşyaymış gibi davranmak, aşırı şüphe ve kıskançlık göstermek, kadını istediğinden daha açık bir şekilde giyinmeye zorlamak, kadının cinsel isteklerini, ihtiyaçlarını hiç önemsememek, dikkate almamak veya alay etmek, kadının cinsel performansı ile olumsuz veya küçümser bir şekilde alay etmek, frijid, soğuk gibi isimler takmak, açıkça başka kadınlara ilgi göstermek, cinselliği bir cezalandırma yöntemi olarak kullanmak, kaba kuvvet kullanarak ilişkiye zorlamak, acıtarak, hoyrat cinsel ilişkide bulunmak, duygusal baskı kullanarak cinsel ilişkiye zorlamak, tecavüz etmek, istenmeyen cinsel pozisyonlara zorlama (ters ilişki gibi) özellikle cinsel bölgelere aletle işkence etmek gibi sadist davranışlarda bulunmak, fuhuşa zorlamak vb.dir. Cinsel istismarın çok ağır yaşanan türü de ensesttir.

c) Duygusal İstismar: Sevgi, şefkat, destek, ilgi, onay gibi duyguların ve duygusal ihtiyaçların göz ardı edilmesi, karşı tarafa baskı uygulayabilmek için bir yaptırım ve tehdit aracı olarak kullanılması, istismar edilmesidir.

  Aşağılama, küçümseme, tehditle sindirme, korkutma, isim takma, kıskançlık, istediği yapılmadığında günlerce surat asma, kadının kendisine, arkadaşlarına ve aile bireylerine hakaret etme, görüşmelerini denetleme, kısıtlama, engelleme, aralarına bozmaya çalışma vb. davranışlarla maddi ve manevi olarak kadının destek alabileceği kişi ve kurumlardan soyutlamak, başkalarının yanında küçük düşürücü sözler sarf etmek vb. kadını yaralayan, güvenini sarsan davranışlar duygusal istismarın varolduğunu belirlemektedir. Çok uzun süreli olması durumunda kadınlarda ruhsal ve psikosomatik zedelenmelere sebep olmaktadır.

c) Ekonomik İstismar: Evin gelirini eşinden saklamak, harcamalarda fikrini almamak, ortak biriktirilen parayla satın alınan mülkün tapusunu üstüne yaptırmak, kadının maaşını, ailesinden edindiği mal ve mülkünü baskı ve tehditle elinden almaya çalışmak veya almak, çalışmasına izin vermemek, eğitimini tamamlamasına, kurslara katılmasına, iş seyahatlerine çıkmasına, iş değiştirmesine izin vermemek gibi davranışlar göstererek kadının iş yaşamında ilerlemesine engel olmak, eve çok az para bırakıp, mükemmel sofralar beklemek aksi halde olay çıkarmak, işe girme olanağı varken çalışmak istemeyip kadının gelirini harcamak veya tüm gelirini yalnızca kendisi için içkiye, kumara, birlikte yaşadığı kadına vb. harcayıp, eve çok az para bırakmak yada evin geçimini kadının kazancı ile sürdürmeyi istemek, evde kadını çocukları ile beraber evin giderleri ile ilgili bir sorumluluk almadan ve ne zaman döneceğini belirtmeden sık sık  terk etmek, tüm para ve harcamayı kontrol altına alarak ekonomik yönden baskı altında tutmak ekonomik istismarın varlığını gösteren davranışlardır.     

 

ÇOCUKLUK ÇAĞINDA İHMAL VE İSTİSMAR

 

 

Çocukluk çağında kötüye kullanım ve ihmal aile bireylerinden kaynaklanabileceği gibi yakın çevre ya da yabancı kişilerden de kaynaklanabilir. Aile, eğitim kurumları (dayağın eğitim yöntemi olarak kullanılması), iş yaşamı (çıraklar, çocuk işçiler), yetiştirme yurtları, tutukevleri, sahipsiz ortamlar (sokak çocukları), kötüye kullanım ve olabileceği yer ve çevrelerdir.

 

İhmal, fiziksel, eğitimsel ve duygusal açıdan olabilir.

 

İhmal; Çocuğa bakmakla yükümlü kişilerin bununla ilgili görevleri, yetersizlikleri, madde bağımlılığı, ruhsal bozukluk, sosyal sapma içinde olmaları gibi nedenlerle yapmaları yada eksik yerine getirmeleridir.

 

Fiziksel İhmal

 

-         Çocuğun tıbbi bakımının yapılmaması yada geciktirilmesi,

-         Terk edilmesi,

-         Evden kovulması,

-         Uzun süre başkalarının yanına bırakılması, bakımından kaçınmak amacıyla sık sık kaldığı yerin değiştirilmesi,

-         Uzun süre yalnız başına bırakılması,

-         Evdeki tehlikelere karşı korunmaması,

-         Beslenme-giyim ve temizliğin yeterince sağlanmaması,

-         Güvenliğin sağlanmaması ve tehlikelere maruz bırakılması.

 

Eğitimsel İhmal

 

-         Okuldan kaçmasını yineleyen çocuklara müdahalede bulunulmaması,

-         Çocuğun uygun olan yaşta gitmesi gerekli okullara kaydedilmemesi,

-         Çocuğun okula uzun süre nedensiz gönderilmemesi yada öğrenimine uygun olmayan nedenlerle son verilmesi,

-         Çocuğun özel eğitime ihtiyacı olduğu halde, buna uygun önlemlerin ve çabanın gösterilmemesi.

 

Duygusal İhmal

 

-         Anne yada babanın yeterli sevgi ve ilgiyi göstermemesi,

-         Eşlerden birinin çocuğu kötüye kullanılmasına, diğerinin göz yumması,

-         Çocuğun alkol yada başka madde kullanmasına izin verilmesi,

-         Çocuğun ruhsal bakımının sağlanmasının reddedilmesi.

 

İhmale uğramış çocuklarda; yaşa göre değişmek üzere,

 

-         Güvensiz bağlanma davranışı,

-         Kolay früstre (hayal kırıklığı) olma,

-         Benlik saygısı düşüklüğü,

-         Esnek olamama,

-         Öğrenime gerekli ilgiyi göstermeme,

-         Dikkat problemleri,

-         Sosyal izolasyon,

-         -         -         -         Agresif davranış, gözlenmiştir.

 

 

Anne baba arasında şiddet kullanımına tanıklık etmek zorunda kalan çocuklar da duygusal ihmal kurbanı sayılır. Bu çocuklarda;

 

-         Ayrılma anksiyetesi,

-         Uyku bozuklukları,

-         Psikosomatik belirtiler,

-         Sosyal beceri eksikliği,

-         Davranış bozuklukları, görülmüştür.

 

Bu çocukların yetişkinliklerinde, eşlerini kötüye kullandıkları (istismar) yada eşleri tarafından bu muameleye maruz kaldıkları belirlenmiştir.

 

DUYGUSAL İSTİSMAR

 

Duygusal istismar değişik yollardan olabildiği gibi sınırların çizilmesi görece güç olan bir kavramdır.

 

Kişiye, duygusal yada ruhsal sağlığını tehlikeye atacak derecede ağır sözlü tehditler yapılması, alay edilmesi yada küçük düşürücü yorumlarda bulunulması, eleştirilmesi, aşağılanması olarak tanımlanabilir.

 

-         Çocuğu her konuda suçlayarak günah keçisi haline getirme,

-         Diğer taciz türleri ile tehdit etme,

-         Genel olarak reddedici ve düşmanca tavır,

-         Katı biçimde cezalandırma,

-         Diğer taciz türleri kapsamı dışında kalan kimi belirsiz kötüye kullanım türleri bu kapsamda kabul edilebilir.

-         Çocuğun davranışlarının yaratıcılığını kısıtlayacak biçimde aşırı derecede denetlenmesi yada kendi tercihleri dışında seçimlere zorlanması (örnek çocuk) da duygusal taciz çerçevesinde sayılabilir.

Fiziksel İstismar

 

On sekiz yaşından küçük bir çocuğun bakım ve huzurundan sorumlu olan bir kişi tarafından fiziksel olarak yaralanması biçiminde tanımlanmaktadır. Bu durum çocuğun sağlığını yada huzurunu bozmuş yada tehlikeye atmış olmalıdır. Çocuğun kendisinden en az beş yaş büyük bir kişi yada kendisinden iki yaş büyük bir aile bireyi tarafından saldırıya uğraması olarak da tanımlanır.

 

Fiziksel istismar, çocuğu kimi zaman bedensel olarak yaralama derecesine de varabilen fiziksel saldırı anlaşılmakla birlikte bu kategori çocuğu bedensel yöntemlerle aşırı ölçülerde cezalandırma, bağlama yada küçük bir mekanda kilitleyerek özgürlüğünden alıkoyma gibi durumları da kapsar.

 

Ağır fiziksel istismara tekmeleme, ısırma, yumruklama, bir cisimle vurma girişiminde bulunma, ateşli yada kesici-delici silahla tehdit etme örnek verilebilir.

 

Kesin olmamakla birlikte 9-12 yaş grubu, erkek çocuk olma, anne-baba’da eğitim düzeyinin düşüklüğü ve işsizlik, ailede çok çocuk olması risk faktörleri olarak belirlenmiştir.

 

Ölümle sonuçlanan fiziksel tacizlerin yarıdan çoğu 1 yaş altındaki çocuklarda görülür.

 

Adölesanlara yönelik tacizlerde babalar daha sık yer alırken, anneler genellikle ergenlik öncesi çocukları taciz etmektedir. Adölesan tacizleri genelde aynı dönemde başlar. Gencin gelişimsel özellikleri ile ana-babanın orta yaş krizini ilgilendiren çalışmalar önemli olmaktadır.

 

Fiziksel tacize uğrayan çocuklarda impulsif, hiperaktif, depresif, özellikler; davranım bozukluğu; dissosiyatif bozukluklar; madde kullanımı ve öğrenme güçlüğü görülebilmektedir.

 

İntihar girişimi, kendisine fiziksel zarar verme ve dissosiyatif belirtiler ile çocukluk çağında fiziksel kötüye kullanım arasında bağlantı olduğu görülmüştür.

 

Ana-babada depresif ve agresif özellikler çocukla ilişki kurmada kontrol davranışındaki sorunlar, somatik yakınmalar, aşırı uyarılmış ve tepkici davranışlar sık görülebilir. Annelerde depresyon daha sık görülürken, babalarda alkolizm, anti-sosyal kişilik bozukluğu, labil (ilgi kaybı yada hiçbir şeyden zevk alamıyor olma hali), kişilik yapısı görülmektedir. Bu ailelerin toplumsal ilişkilerinin de daha sınırlı  olduğu bilinmektedir.

CİNSEL TACİZ (İSTİSMAR)

 

Çocukluk çağı cinsel tacizi 18 yaşından önce, kendisinden en az beş yaş büyük bir kişi yada kendisinden en az iki yaş büyük bir aile bireyi ile okşamadan cinsel ilişkiye kadar değişen herhangi bir derecede cinsel yakınlığa girme olarak tanımlanır.

 

Bu durumun bir aile bireyi ile yaşanması ise ensest olarak adlandırılır.

 

-         Cinsel organlarını çocuğa gösterme,

-         Çocuğu soyunmaya yada belirli beden bölgelerini göstermeye zorlama,

-         Genital organları elleme, elle yada ağızla uyarma,

-         Vajinal yada anal  ilişki,

-         Çocuğu protitüsyona (fuhuşa ) itme yada pornografi amacıyla kullanma, cinsel kötüye kullanım kapsamında yer alır.

 

Araştırmalar sonucunda, kız çocuklarında cinsel istismarın sıklığı, erkek çocuklara oranla beş kat daha fazla bulunmuştur.

 

Kızlarda en sık görülen cinsel taciz, bir erkek tarafından yapılan teşhircilik, elleme, genital temas, mastürbasyon yada vajinal, anal ve oral ilişkidir.

 

Erkek çocuklar ise elleme, karşılıklı mastürbasyon, fellesyo (oral ) ve anal ilişkiye maruz kalırlar.

 

Çocuk kurbanların yaklaşık yarısı tekrarlayıcı biçimde tacize maruz kalır. Bir çok vak’a da taciz yıllar boyu sürer. Tacizde bulunanların çoğu erkektir.

 

Bebeklerde cinsel tacize uğrayabilir. Yaşa göre ruhsal etkileri farklı olur. Erkeklerde tacizi yapanın birden fazla olmasına daha sık rastlanır. Erkeklerde eşcinsel kötüye kullanım kızlardan daha sıktır.

 

Cinsel tacizde bulunanların çoğunun aile içerisinde yada yakın komşuluk içinde olduğu bilinmemektedir. Ana-baba, kardeşler, geniş aile üyeleri tacizi yapan konumunda olabilir.

 

Çocuklar genellikle bu tacizi başkasına söylerse döveceği, öldürüleceği gibi tehditler yada zorlama amacı ile dövme biçiminde fiziksel istismar eşlik eder.

 

Tacizi yapan kişide alkolizm olabilir, ayrıca aile içindeki tacizin kronikleşmesinde diğer aile bireylerinin ihmali de rol oynar.

İstismar edilen çocuğun direnç göstermeyişi ve yardım istemeyişinde tehditlerin yol açtığı korkunun yanı sıra, bu ağır travmanın yol açtığı genellikle dissosiyatif (kimlik, benlik, yada bilinçliliğin normal özellikleri göstermemesi) nitelik taşıyan psikopatolojide rol oynayabilir.

 

Ensest olan ailenin disfonksiyonel özellik taşıdığı kabul edilmektedir. Genellikle babanın egemen olduğu katı bir aile yapısı gözlenir. Babanın sadece ensest ilişkisinde kendisini güçlü hissedebileceği tersine aile yapıları da vardır. Bu ana-babalarda cinsel sorunlara sık rastlanır. Bu aileler sosyal izolasyon içerisinde olurlar. Rol konfuzyonu gözlenir. Anne ev kadını rolünü kızına devrederken, baba, besleyen bakan koruyan rolünü cinsel bir çerçevede üstlenir. Baba bu durumu kızı için cinsel bir eğitim gibi görürken, anne olayı görmezden gelir. Çocuk bu şekilde kendisini utanç ve suçluluk duygusundan korur. En sık görülen ensest türü ise kardeşler arasındaki cinsel temastır.

 

Cinsel tacize uğrayan çocuklarda, DSM birinci eksen bozukluğu (zeka geriliği, gelişim bozukluğu (dil, anlatım, okul başarısı)) görülme oranı %60’ın üzerindedir. En sık görülen bozukluklar, karşı gelme bozukluğu, dissosiyatif bozukluklar, anksiyete bozuklukları, depresif bozukluklar, travma sonrası stres bozukluğu ve dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğudur.

 

         Ayrıca, cinsel davranış ve cinsiyet rolünde bozulmalar olur. Bu çocuklarda erotikleştirme, duygusal yakınlığı cinsel temastan ayırt edememe yada cinsel inhibisyon (cinsel heyecan) olabilir. Bu tepkiler travmanın üstesinden gelmede yineleme yada kaçınma yollarının kullanıldığı anlamına gelmektedir. Araştırmacılar, kız çocuklarda da erkek çocuklarda da cinsiyet kimliğinde bozulmalar olduğunu bildirmiştir.

 

         Ruhsal muayenede cinsel taciz ve özellikle ensest kurbanı çocukların oldukça savunucu bir tutum takındıkları gözlenir. Çocuk, cinsel istismarı anlatabiliyorsa ayrıntılar öğrenilmeli, gerekli durumda oyun, fantezi, rüya, resim çizme yolu ile, ilgili bilgi alınmalıdır. Cinsel organ resimleri çizme, erken cinselleştirme ve cinsel niteliklerden kaçınma yada bunları abartma cinsel taciz işareti olabilir. Tam bir değerlendirme için çocuğun bir çok kez görülmesi gerekebilir.

 

ŞİDDET VE FİZİKSEL İSTİSMAR BOYUTU

 

                                                                          

Genel anlamda şiddet, zarar verme ya da incitme amacıyla, diğer bir kişiye yönelik yapılan herhangi bir davranış biçimi olarak tanımlanabilir. Şiddet, impulslar ve içsel kontrol arasındaki dengenin bozulması sonucu ortaya çıkmaktadır. Kişiler şiddet içeren düşüncelere yada fantazilere sahip olabilirler, ancak, bu düşünceler kişi kontrolünü kaybetmediği sürece eyleme dönüşmezler.Kontrolün azaldığı durumlarda, agresif impulsları artıran herhangi bir koşul, şiddet eylemlerinin oluşumunu sağlayabilir. DSM IV’e göre saldırganlık ve şiddete bağlantılı bozukluklar:

 

1.     Mental Retardasyon

2.     Dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu

3.     Kognitif bozukluklar

·        Delirium

·        Demans

4.     Psikotik bozukluklar

·        Şizofreni

·        Başka şekilde tanımlanmamış psikotik bozukluk

5.     Duygudurum bozukluklukları

·        Genel tıbbi durumuna bağlı duygudurum bozukluğu

·        Madde kullanımın yol açtığı duygudurum bozukluğu

·        Aralıklı patlayıcı bozukluk

6.     Davranım bozukluğu ile giden uyum bozukluğu

7.     Kişilik bozuklukları

·        Paranoid kişilik bozukluğu

·        Antisosyal kişilik bozukluğu

·        Borderline kişilik bozukluğu

·        Narsistik kişilik bozukluğu

8.     V. Eksen kodları

·        Çocuk, ergen yada erişkin antisosyal davranışı

o       o       o       şeklinde sıralanabilir.

 

Mental bir bozukluğa sahip olsun yada olmasın agresif davranışlarda bulunan erişkinlerin büyük bir çoğunluğunun, bu davranışları, tanıdıkları birine, genellikle de aile üyelerine yönelik olmaktadır. Genelde kişinin psikolojik olarak karşılaştığı zorlukları kompanse edemediği yada mental bir bozukluğun oluşumunun hızlı gerçekleştiği durumlarda agresif davranış olasılığı artmaktadır. Saldırganlık ve şiddet, alkol ve madde bağımlılığı, kognitif bozukluklar, çocuk istismarı ve kronik antisosyal davranışlar gibi bir çok klinik durumda karşımıza çıkmaktadır.

 

Bunlardan birisi olan çocuk istismarına tanım olarak baktığımızda, istismar, sömürü ve kullanma anlamına gelmektedir. Örneğin; cinsel istismarda, erişkinin çocuğu cinsel amaçları için kullanması,çalışan çocuğun emeğinin üretim için kullanılması, erişkinin kızgınlığını veya başka duygularını boşaltmak için çocuğu dövme objesi olarak kullanmasıdır. İngilizce’de abuse karşılığı olarak kullanılan istismar pek çok karşılığı olmasına rağmen varılan ortak bir tanımlamada; belli bir zaman dilimi içerisinde bir yetişkin tarafından, çocuğa o kültürde kabul edilmeyen bir davranışın uygulanmasıdır. Başka bir deyişle; çocuğun büyüme ve gelişimini olumsuz yönde engelleyen her tür davranış çocuk istismarıdır. Bu tip davranışların iki değişkene bağlı olduğunu görmekteyiz. Birincisi, zaman içinde değişiklikler göstermesidir. İkinci faktör ise bu davranışların kültürler arsında farklılıklar göstermesi ülkeden ülkeye değişmesidir. 1972 yılında Helfner, Kempe çocuk ihmali ve istismarını “Ana babaların veya çocuktan sorumlu kişilerin giriştiği veya yerine getirmeyi ihmal ettiği eylemler sonucunda çocukların kaza dışı hasara uğramasıdır.” şeklinde tanımlamışlar. 1980 yılında Garbino ve Gilliam  ise kavramı “Ana-baba veya çocuktan sorumlu kişiler tarafından girişilen, toplumsal değerler ve uzman görüşünün birleştirilmesi sonucu, çocuğun sağlığı açısından uygunsuz olduğuna hükmedilen tüm eylemlerdir.”   olarak tanımlamıştır.

 

Tüm bu tanımlardan yola çıktığımızda ihmal ve istismar tanımı şu ana ilişkiler temeline oturmuştur.

 

1.     Çocuğa verilen zarar,

2.     Bakmakla yükümlü olan kişinin davranışları, verilen zarara katılımı yada bizzat girişimi,

3.     Toplumsal suçluluk yada sorumluluk tanımları.

 

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) 1985 yılında istismarı ”çocuğun sağlığını, fiziksel gelişimini olumsuz yönde etkileyen bir yetişkin, toplumu veya ülkesi tarafından bilerek veya bilmeyerek yapılan davranışlar çocuk istismarı olarak kabul edilir” olarak ifade etmiştir. Tanım aynı zamanda çocuğun istismar veya şiddet olarak algılamadığı veya yetişkinlerin istismar olarak kabul etmediği davranışları da içine alır. Davranışın mutlak, çocuk tarafından algılanması veya yetişkin tarafından bilinçli olarak yapılması şart değildir. Örneğin karnesinde zayıf olan çocuğa atılan tokat. Sonuç nedir? Çocuk yapması gerekeni öğrendi mi?  Belki de tokadı atan baba yada anne kendi ebeveynlerinden öğrendiği gibi tepki vermiştir. Şiddet diğer aktivite formları gibi aynı şekilde edinilerek korunmuş, öğrenilmiş bir sosyal davranış biçimidir. Pek çok kişi bu örnekte ben çocuğuma işkence etmiyorum ki savunusunu yapar. İlk kural davranışın kasıtlı olması ve çocuğun canını acıtarak bir ders verme aracı olarak kullanılmasıdır.

 

Ülkemizdeki boyutlarına gelindiğinde; özellikle eğitime, disipline etme boyutunda dayağın geleneksel yöntem olarak itirazsız algılanışı istismar olgusunu günlük yaşama yerleştirmiş, evde olsun, okulda olsun hep dayak olgusu yaşanmış ve halende yaşanmaktadır. Ancak son yıllarda iki ters olay birbirlerine zıtlık taşımakla birlikte  birarada yaşamaktadır. Bunlardan ilki şiddetin günlük yaşamda artan oranda yer bulması, ikincisi ise istismar olayına tepki duyanların artmasıdır. Sivil Toplum Kuruluşlarının küçük örneklemli  çalışmalardan yaptıkları çıkarımsamalarda çocukların % 89’u yani yaklaşık her 10 çocuktan 9’unun okullarda fiziksel cezalandırmaya maruz kaldığı yolundadır.  Hastanelere gelen acil durumlar içerisinde çocuk istismarı kapsamında kaç vaka olduğu araştırıldığında (bu çalışma İstanbul ‘da 6 büyük hastanenin acil servislerine son üç yılda gelen vakalar arasında yapılmıştır.) saptanan sayıların, istatistiksel olarak herhangi bir değer taşımadığı görülmüştür. Ancak merdivenden düşme, yanıklar gibi vakaların sayısal olarak yüksek olması dikkat çekmektedir. Buradan ana-babanın fiziksel cezalandırmaya ilişkin müdahale gerektirme durumlarında gerçeği saklayabildikleri ve bu vakalara müdahale eden doktorların istismar konusunda eğitim almamaları nedeniyle bu tip olayları tanıyamadıkları şeklinde yorumlanabilmektedir.

 

Aile içi şiddetin yansımaları:aynı çatı altında yaşayan kişiler arasındaki genel olarak aile bireylerinin hepsini kapsayan şiddeti aile içi şiddet olarak tanımlayabiliriz. Aile ortamında çok sıklıkla rastlanan şiddet tipi kocasının kadını istismar etmesidir. Aile içi şiddet, çocuğun iki yönlü istismarına neden olmaktadır. Birincisi, şiddet gören annenin çocuğuna şiddet göstermesi şeklinde ortaya  çıkar.(Kadın sığınma evine kocalarından gördükleri fiziksel şiddet nedeniyle sığınan kadınların % 92’sinin çocuklarına fiziksel şiddet uyguladığı görülmektedir.) İkincisi ise, ana baba arasındaki şiddet sahnesine tanık olan çocuğun duygusal yıkımdır. Bu arada şiddet öğrenilen ve taklit edilen bir davranış modeli olduğu ve bir devri daim gibi babadan anneye, anneden çocuğa, çocuktan kardeşine ve arkadaşına doğru devam eden bir davranış olduğu uzun süredir kabul gören  bir yaklaşımdır.

 

Çocuk istismarı 4 temel grupta incelenmektedir.

1.     Fiziksel istismar

2.     Cinsel istismar

3.     Duygusal istismar

4.     İhmal olarak sınıflanmıştır.

 

Fiziksel istismar fiziksel cezalandırmanın yani dayağın içinde bulunduğu grubu oluşturmaktadır. En geniş anlamda “Çocuğun kaza dışında yaralanması” şeklinde tanımlanabilir. En sık rastlanan şekil çocuğu dövme şeklindedir. “Fiziksel hasara neden olan kırıkların, yanıkların, çürüklerin, kesiklerin ortaya çıkışına yol açan istismar”olarak tanımlanabilir. “Bir tokattan, çeşitli objelerin kullanımına uzanan cezalandırma yöntemlerini”kapsar.Fiziksel istismar olayları çeşitli başlıklarda incelenebilir.Bunlar içerisinde yapan kişilere göre bir sınıflama vardır ki; buna göre aile içinde çocukların kaza dışı yaralanmalarına “Ebeveyn tarafından istismar” (Parental Abuse), buna karşılık okul, yuva, yurtlar veya kamp gibi kurumlarda yönetici ya da öğretmenler tarafından uygulanan istismar olaylarına ise “Kurumda istismar” (Institutional Abuse) adı verilmektedir.

 

Fiziksel cezanın 3 temel özelliği vardır:

1.     Fiziksel ceza acıya neden olur, acı verme isteyerek yapılır ve çoğu zaman tıpkı bir eğitim tekniği gibi eğitim için kullanılır.

2.     Bu tür bir cezalandırmanın uzun süreli etkileri bulunmaktadır. Uzun süreli depresif bozukluklar ve fobiler, dünyayı güvensiz bir yer olarak algılama, aile üyelerine yada yardım etmeye çalışan kişilere yönelik yoğun öfke, insanlarla yakınlık kuramama ve güven duyamama, suçla aşırı düzeyde uğraşma ve dünyanın adil bir yer olmadığı inancı gibi birtakım olumsuz emosyonel etkiler görülebilmektedir.

3.     Aynı zamanda baş ağrısı gibi fiziksel problemler de yaratabilir.

 

Şiddet insana uygulanabilen engellenebilir travma olarak tanımlanmıştır. Genellikle araştırmacılar, istatistik, veri ve bunun gibi empirik bilgiler üzerinde odaklanmıştır. Ancak bu bilgilerin yanı sıra çocuğun şiddetten nasıl etkilendiği, çocuğun yaşamının bu riski ne kadar içerdiği, şiddete maruz kalmış çocukların herhangi bir destek sisteminin olup olmadığı konuları üzerinde durulmalıdır. Şiddet konusunda bilincin rolü önemlidir. Bu rolü 3 boyutta inceleyebiliriz. Birincisi şiddete maruz kalmış çocuğun şiddetin farkında olup olmadığı, ikincisi şiddetin uzun dönemli etkileri, üçüncüsü ise şiddetin kimin tarafından gerçekleştirildiğidir.

 

Korunma 3 boyutta ele alınabilir:

1.     Şiddetten korunma programları,

2.      Bilişsel yeniden yapılandırma,

3.     Düşüncelerin değiştirilmesi ve doğru davranış biçimlerinin benimsetilmesi

 

 

Önleme çalışmaları;

1.     Ortak tanımlama ve göstergelerin oluşturulması,

2.     Yasal yaptırımlar ve yasaklamalar,

3.     Kamu bilinci yaratma, bilincin artırılması, kampanyalar, materyal üretme,

4.     Ombdusman sisteminin oluşturulması,

5.     Çok sektörlü çalışmalar,

6.     Eğitim (aileler, STK’lar, toplum),

7.     Çocuk katılımının eğitimin bir parçası haline getirilmesi,

8.     Tedavi ve entegrasyon çalışmaları,

9.     Alo Çocuk Hatlarının oluşturulması,

10.Akran gruplar, çocuktan çocuğa bilgi ağı,

11.Medya da yer alan şiddete ilişkin Ulusal Eylem Planlarının hazırlanması

·        Aileleri video oyunları ile ilgili eğitmek,

·        Video oyunlarını izleme / denetleme sisteminin oluşturulması

·        Okullarda ve çocukla ilgili diğer yerlerde çocuğun ilgisini çekecek aktiviteler hazırlanması, böylece çocuğun zamanının büyük bir bölümünü bu aktivitelerde değerlendirilmesi ve video oyunlarına daha az zaman harcamasının sağlanması

 

se