SHÇEK Teftiş Kurulu
T.C.
B
A Ş B A K A N L I K
SOSYAL
HİZMETLER VE ÇOCUK ESİRGEME KURUMU
GENEL
MÜDÜRLÜĞÜ
04 OCAK 1999
Hukuk
Müşavirliği
SAYI : B.02.1.SÇE.0.61.00.00.HM/98-7-
KONU : Sokak çocukları hk.
1999/
..........................................
Ülkemizde son
yıllarda “Sokak çocukları” adıyla gündeme gelen ve yükselen bir gösterge
izleyerek bugün “sosyal sorun” oluşturan bu grup; sık sık evden atılan, evden kaçan,
ailesi olmayan veya ailesi olduğu halde bütünüyle başıboş bırakılan çocuklardan
oluşmaktadır.
Bu grup
sokakta çalışan, sokakta yaşayan, dilenen ve madde bağımlısı olan çocuklar
olarak alt gruplar oluşturmakta ve zamanla gruplar arası geçişler olmakta ve
sokakta çalışan çocuk bir süre sonra sokakta yaşayan, dilenen yada madde
bağımlısı olan çocuğa dönüşebilmektedir.
Sayıları gün
geçtikçe artan ve potansiyel suçlu grubu oluşturan bu çocuklara ilişkin olarak
gereken önlemler alınmadığı taktirde sorunun büyüyeceği, toplumu tehdit eder
boyutlara geleceği açıktır.
Aileleri
tarafından gelir getiren araç olarak görülüp sokağın her türlü tehlike ve
istismara açık ortamına bırakılan bu çocukları korumak ve gereken önlemleri
almak bir yükümlülük olarak kabul edilmelidir.
Bilindiği
gibi ulusal ve uluslararası düzenlemeler yoluyla çocukların korunması
sağlanmaya çalışılmış ve bu konuda öncelikle anne-baba yükümlü kılınmıştır.
Medeni Kanunumuza göre velayet; çocukların bakım ve eğitimini sağlamak için,
onların menfaatini gözönünde tutarak gerekli kararları almak ve uygulamak
yükümlülüğünü ifade eder.
Ancak, bu
yükümlülüklerin ana-babalarca çocuğun menfaatlerine zarar verecek şekilde
kullanılması yasaklanmış, yasalara uygun olarak kullanılması doğrultusunda
düzenlemelere yer verilmiştir.
T.C.
Anayasasının 41.maddesinde “Aile, Türk toplumunun temelidir. Devlet, ailenin
huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile
planlamasının öğretimi ile uygulanması için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı
kurar;
-
42.maddesinde; kimse, eğitim ve öğretim hakkından yoksun bırakılamaz;
-
50.maddesinde; kimse yaşına, cinsiyetine ve gücüne uymayan işlerde
çalıştırılamaz;
Küçükler ve
kadınlar ile bedeni ve ruhi yetersizliği olanlar çalışma şartları bakımından
özel olarak korunurlar.
-
56.maddesinde; herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.
-
61.maddesinde de; Devlet korunmaya muhtaç çocukların topluma kazandırılması
için her türlü tedbiri alır.” hükümleri yer almaktadır.
Medeni Kanuna
göre (md.346) “Çocuğun menfaati ve gelişmesi tehlikeye düştüğü takdirde, ana ve
baba duruma çare bulamaz veya buna güçleri yetmezse hakim çocuğun korunması
için uygun tedbirleri alır.”
Medeni
Kanunun (md.347) “Çocuğun bedensel ve zihinsel gelişmesi tehlikede bulunur veya
çocuk manen terkedilmiş halde kalırsa hakim, çocuğu ana-babadan alarak bir aile
yanına veya bir kuruma yerleştirebilir.
Çocuğun aile
içinde kalması ailenin huzurunu onlardan katlanmaları beklenemeyecek derecede
bozuyorsa ve durumun gereklerine göre başka çare de kalmamışsa, ana ve baba
veya çocuğun istemi üzerine hakim aynı önlemleri alabilir.
Ana ve baba
ile çocuğun ödeme gücü yoksa bu önlemlerin gerektirdiği giderler Devletçe
karşılanır.
Nafakaya
ilişkin hükümler saklıdır.”
Medeni Kanunun
(md.348) “Çocuğun korunmasına ilişkin önlemlerden sonuç alınamaz ya da bu
önlemlerin yetersiz olacağı önceden anlaşılırsa, hakim aşağıdaki hallerde
velayetin kaldırılmasına karar verir.
1. Ana ve
babanın deneyimsizliği, hastalığı, özürlü olması, başka bir yerde bulunması
veya benzeri sebeplerden biriyle velayet görevini gereği gibi yerine
getirememesi,
2. Ana ve
babanın çocuğa yeterli ilgiyi göstermemesi veya ona karşı yükümlülüklerini ağır
biçimde savsaklaması,
Velayet ana
ve babanın her ikisinden kaldırılırsa çocuğa bir vasi atanır.
Kararda aksi
belirtilmedikçe, velayetin kaldırılması mevcut ve doğacak bütün çocukları
kapsar.”
Ayrıca; 222
sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile mecburi ilköğretim çağı 6-14 yaş
grubundaki çocuklar olarak tesbit edilmiş olup, bu kanunun 52.maddesi ile “Her
öğrenci velisi yahut vasisi veya aile başkanı çocuğunun mecburi ilköğretim
kurumuna muntazam devamını sağlamakla yükümlü kılınmıştır.”
Anılan
Kanunun devamı maddelerinde ise; “Çocuğunu okula göndermeyen veli veya vasi
veya aile başkanlarına para cezası ve hapis cezası verileceğine ilişkin
hükümler” düzenlenmiştir.
Türk Ceza
Kanununun “Aile Efradına Karşı Fena Muamele” başlığını taşıyan 477.maddesi “Her
kim, idaresi altında bulunan veya büyütmek, okutmak, bakmak, muhafaza etmek ve
yahut bir meslek ve sanatı öğretmek için kendisine tevdi olunan şahsın üzerinde
haiz olduğu, terbiye hakkını veya itaat ettirmek selahiyetini suistimal ile o
şahsın sıhhatinin muhtel veya bir tehlikeye maruz olmasına sebep olursa onsekiz
aya kadar hapsolunur.”
Aynı Kanunun
(md. 478) “Ailesi ile birlikte yaşayan 12 yaşından aşağı bir çocuğa veya aile
efradından birine fena muamelede bulunan şahıs otuz aya kadar hapsolunur.” ve
çocukların dilendirilmesi, uyuşturucu ve fuhuşa yönlendirilmeleri de suç
sayılmış olup, bunlar hakkında da ağır cezalar getirilmiştir.
2828 sayılı
Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanununa göre korunmaya muhtaç
çocuklarla ilgili koruma ve bakım görevi de Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme
Kurumuna verilmiştir.
2828 sayılı Sosyal
Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanununun 3/b maddesine göre “Ana babası
tarafından ihmal edilip, fuhuş, dilencilik, alkollü içkileri ve uyuşturucu
maddeleri kullanma gibi her türlü sosyal tehlikelere karşı savunmasız bırakılan
ve başıboşluğa sürüklenen çocuk korunmaya muhtaç çocuk statüsündedir.” ve aynı
kanunun 4/e maddesinde korunmaya muhtaç çocuklara ilişkin sosyal hizmetlerin
ancak bu kanunla kurulan kurum tarafından yürütüleceği belirtilmiştir.
Bilindiği
üzere “Çocuk Haklarına Dair sözleşme” 09 Aralık 1994 tarihinde T.B.M.M.
tarafından onaylanarak 4058 sayılı yasa ile kabul edilmiştir. Bu sözleşmenin
Türkiye’de uygulanmasına ilişkin koordinasyon görevi ise, Sosyal Hizmetler ve
Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğüne verilmiştir.
Bu sözleşmenin
27.maddesinin 2.fıkrasındaki “Çocuğun gelişmesi için gerekli hayat şartlarının
sağlanması sorumluluğu, sahip oldukları imkanlar ve mali güçleri çerçevesinde
öncelikle çocuğun ana-babasına veya çocuğun bakımını üstlenen diğer kişilere
düşer.” ifadesiyle çocuğun gelişmesinden öncelikle aileyi yükümlü kılmıştır.
Anılan
sözleşmenin 19.maddesinde; “Bu sözleşmeye taraf Devletler, çocuğun
ana-babasının ya da onlardan yalnızca birinin, yasal vasi veya vasilerinin yada
bakımını üstlenen herhangi bir kişinin yanında iken, bedensel veya zihinsel
saldırı, şiddet veya suistimale, ihmal ya da ihmalkar muameleye, ırza geçme
dahil her türlü istismar ve kötü muameleye karşı korunması için; yasal, idari,
toplumsal, eğitsel bütün önlemleri alırlar.” hükmüne yer verilmiştir. Bu
çerçevede ailesi tarafından ihmal, şiddet ya da suistimale maruz kalan
çocukları korumak için gerekli yasal ve idari önlemleri almak kurumumuz
açısından yasal bir zorunluluktur.
Kısaca
Anayasamız, yasalar ve Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu olan
2828 sayılı Yasanın getirdiği hükümler açıkça “Çocuk ihmali ve istismarı”
konusunda ivedi tedbirlerin alınmasını öngörmektedir.
Yukarıda
hukuksal çerçevesini çizdiğimiz üzere aileler çocukları üzerindeki “velayet
hakkını kullanıyorum” diyerek onları fiziki, ruhsal ve toplumsal tehlikelere
karşı karşıya bırakacak davranışlar içine girip, bu haklarını kötüye
kullanamayacakları gibi, velayet hakkının gerektirdiği ödevleri de yerine
getirememezlik edemezler. Yani somut söyleyişle aileler çocuklarını kendi
evlerinde bakacak, sokağa bırakmayacak ve okula göndereceklerdir. Velayet hakkı
bir hak olmadan öte bir ödevdir ve çocuğun aileye, topluma faydalı bir fert
olarak yönlendirilmesine ilişkin bütün hak ve ödevleri kapsar. Yani aile “Çocuk
benim istediğimi yaparım, istersem okula göndermem, çocuklarımı çalıştırır,
onlar sayesinde de geçimimi temin ederim” diyemez. Böyle bir hak yoktur. Bu
şekildeki her türlü davranış velayet hakkının kötüye kullanılması ve davranışın
durumuna göre suç oluşturur.
Sözedilen nedenlerle,
Türk Ceza Kanunun “Aile Efradına Karşı Fena Muamele” başlığını taşıyan
477.maddesi “Her kim idaresi altında bulunan veya büyütmek, okutmak, bakmak,
muhafaza etmek veyahut bir meslek ve sanatı öğretmek için kendisine tevdi
olunan şahsın üzerinde haiz olduğu terbiye hakkına veya itaat ettirmek
selahiyetini suistimal ile o şahsın sıhhatinin muhtel veya bir tehlikeye maruz
olmasına sebep olursa 18 aya kadar hapsolunur.” hükmü gereğince çocukları
sokakta çalıştırmak ve onları fiziksel ve toplumsal bütün tehlikelere maruz
bırakmak suretiyle velayet hakkını kötüye kullandıkları sabit olan aileler
hakkında suç duyurusunda bulunma zorunluluğu bulunmaktadır.
Sosyal
Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu olarak koruma altına aldığımız çocukların
%55’i ailelerin ekonomik yoksunlukları nedeniyle kurum bakımına alınmışlardır.
Ayrıca, araştırmalar sonucu sokakta yaşayan yada çalışan çocukların %70’ten
fazlasının ailelerin ekonomik yoksunlukları nedeniyle bu durumda oldukları
saptanmıştır.
Çocuk Hakları
Sözleşmesi gereğince aslolan çocukların kendi aile ortamlarında korunup,
gözetilmeleri, desteklenmeleridir.
Sokakta
yaşayan veya çalıştırılan çocukların büyük bir bölümünün sorunu ailelerinin
ekonomik yoksulluğu ile ilgilidir. Bu durumda olan aileler Sosyal Hizmetler ve
Çocuk Esirgeme Kurumunun, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarının sosyal
yardım programlarından öncelikle yararlandırılmalıdır. Çocuğunu ekonomik
sorunları nedeniyle sokakta çalıştırdığını söyleyen ailelere sosyal yardım
programları dışında İl Sosyal Hizmetler Müdürlüklerince diğer kamusal olanaklar
konusunda da (Devlet parasız yatılı okulları, iş-meslek edindirme programları
v.b.) rehberlik yapılacaktır.
Ancak,
çocuğunun ihmal ve istismarında ısrar eden, ekonomik sorunlar dışında da
çocuğunu sokağa, sokağın koşullarına terk eden, istismar edip, şiddet uygulayan
ve bu suretle velayet hakkını kötüye kullanan ailelerden velayetin nez-i ile
ilgili hukuki işlemlerin yanında Türk Ceza Kanununu gereğince suç duyurusunda
bulunulacaktır. Konunun toplumun bütününü yakından ilgilendirmesi nedeni ile
gerekli hassasiyetin gösterilmesi, yukarıda açıklandığı üzere tüm yardım ve
desteklere rağmen çocuğunu istismar eden ailelerin ve çocuklarının, aileler
hakkında velayetin nez-i ve suç duyurusunda bulunulması, çocuklar hakkında da
2828 sayılı Yasa gereğince tedbirler alınmak üzere Genel Müdürlüğümüze
bildirilmesi hususlarında bilgilerinizi ve gereğini rica ederim.
Hasan
GEMİCİ
Devlet
Bakanı
DAĞITIM :
Gereği :
D Planı
1.Huk.Müş. : A. VAN HET HOF
Genel Müdür : Dr. İ. B. İLİK
se