SHÇEK Teftiş Kurulu

 

 

T.C.

B A Ş B A K A N L I K

SOSYAL HİZMETLER VE ÇOCUK ESİRGEME KURUMU

GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

 

  ANKARA

                                                                                            10 EYLÜL 2003

 

Hukuk Müşavirliği

SAYI    : B.02.1.SÇE.0.61.00.00.HM/2003­-149-

KONU  : Çocuğun Katılım Hakkı

 

 

GENELGE

2003/08

 

 

 

         Bilindiği üzere 2828 sayılı Kurum yasamızın 3. maddesinde yer alan “Korunmaya Muhtaç Çocuk” tanımına uyduğu yapılan inceleme sonucu tespit edilen çocuklar hakkında aynı yasanın 22. maddesi uyarınca mahkemelerce korunma kararları verilmektedir. 22. maddede “Korunmaya muhtaç çocukların reşit oluncaya kadar bu kanun hükümlerine göre kurumca sosyal hizmet kuruluşlarında bakılıp yetiştirilmeleri ve bir meslek sahibi edilmeleri hususundaki gerekli tedbir kararı yetkili ve görevli mahkemece alınır. Bu karar için gerekli belgeler kurumca düzenlenir ve ilgili mahkemeye gönderilir.” hükmü yer almaktadır.

 

         Yasanın korunma kararının kaldırılmasına ilişkin 24.maddesinde ise aynen “Korunma kararı genel olarak reşit oluncaya kadar devam eder. Ancak bu karar korunma kararına neden olan şartların ortadan kalkması halinde kurum yetkililerinin önerisi üzerine Mahkemece çocuk reşit olmadan önce kaldırılabileceği gibi reşit olduktan sonra da rızası aranmak şartıyla devamı hususunda karar verilebilir...” denmektedir. Madde metninde sadece korunma kararının uzatılması için çocuğun rızası arandığından uygulamada çocuğun rızası alınmadan korunma kararları kaldırılmakta ve korunma kararının kaldırıldığından haberi olmayan çocuk hak kaybına uğradığından bahisle kuruma karşı dava açabilmektedir.

 

         Oysa ki 1995 tarihinden beri bir iç hukuk mevzuatı haline gelen Çocuk Hakları Sözleşmesinde çocuğun 4 temel hakkı tanımlanmış ve güvence altına alınmıştır. Bunlar; 1-Yaşam 2-Eğitim 3-Katılım 4-Gelişim hakkıdır. Bu haklardan katılım hakkı çocuğun görüşlerini serbestçe ifade etme, kendisini ilgilendiren herhangi bir konu ya da işlem sırasında görüşlerinin dikkate alınmasını isteme haklarını ifade eder.

 

         Sözleşmenin buna ilişkin 12.maddesi şöyledir;

 

         1- Taraf Devletler, görüşlerini oluşturma yeteneğine sahip çocuğun kendini ilgilendiren her konuda görüşlerini serbestçe ifade etme hakkını bu görüşlere çocuğun yaşı ve olgunluk derecesine uygun olarak, gereken özen gösterilmek suretiyle tanırlar.

        

         2- Bu amaçla, çocuğu etkileyen herhangi bir adli veya idari kovuşturmada çocuğun ya doğrudan doğruya veya bir temsilci ya da uygun bir makam yoluyla dinlenilmesi fırsatı, ulusal yasanın usule ilişkin kurallarına uygun olarak çocuğa, özellikle sağlanacaktır.”

 

         Ayrıca sözleşmenin 4.maddesinde “Taraf Devletlerin bu sözleşmede tanınan hakların uygulanması amacıyla gereken her tür yasal idari ve diğer önlemleri alacağı ifade edilerek devletin sözleşmede yer alan hakların uygulanması için bütün imkanları kullanması gerektiği” belirtilmiştir. Kurumumuz bu sözleşmenin uygulanmasında Koordinatör kurum olarak görevlendirilmiştir.

 

         Bunun yanı sıra en temel yasa olan Medeni Yasanın 16.maddesinin 1. fıkrasında mümeyyiz küçüklerin karşılıksız kazanmada ve şahsa sıkı sıkıya bağlı hakları kullanmada kanuni mümessillerinin rızasına muhtaç bulunmadıkları öngörülmüştür. Bunun doğal sonucu mümeyyiz küçükler şahsa sıkı sıkıya bağlı hakları ile ilgili davalarda dava ehliyetine sahip olmalıdır.

 

         Görüldüğü üzere hukukumuzda karşılıksız kazanmada ve şahsa sıkı sıkıya bağlı haklarla ilgili davalarda mümeyyiz küçüklerin dava ehliyeti olmasına rağmen korunma kararları alınırken ve kaldırılırken fikirlerinin alınmaması çelişik bir durum oluşturmaktadır. En azından veli ya da vasilerinin yanında mümeyyiz küçüklerin de fikrinin alınması yasanın amacına ve hakkaniyete daha uygun olacaktır.

 

         Açıklanan nedenlerle ilk defa korunma kararı alınması ya da alınmış olan korunma kararının kaldırılması aşamasında düzenlenecek sosyal inceleme raporlarında dikkate alınan diğer hususlar yanında çocukların (mümeyyiz küçük) fikrinin her çocuk için olgunluk ve yaş kavramları göz önüne alınarak meslek elemanları tarafından alınması, çocuk küçükse mümkün olduğu hallerde ana babasının fikrinin alınması, bu şekilde oluşacak sosyal hizmet uzmanının görüşü doğrultusunda raporun düzenlenmesi korunma kararı alınması ya da kaldırılması amacıyla mahkemeye Kurumumuzca verilecek dilekçelerde bu hususların belirtilmesi ve davaların görülmesi sırasında da çocukların ve/veya ana-babanın dinlenmesinin sağlanması gerekmektedir.

 

         Bilgilerinizi ve gereğini rica ederim.

 

                                                                                     Cafer TATLIBAL

                                                                                      Genel Müdür V.

 

DAĞITIM     : 

 

C PLANI

 

 

 

se