Gürbüz Çocuk Yarışmalarının önemini kavramamız açısından, Cumhuriyetin kuruluş yıllarındaki durumu görmemizde yarar bulunmaktadır.
Üç Kuşak Cumhuriyet isimli kaynakta; Cumhuriyetin ilk yıllarında Türkiye nüfusunun 13 milyon civarında olduğu, kilometre kare başına 17 kişinin düştüğü, bu yıllarda savaş sonrası pek çok toplumda olduğu gibi, çocuk ve yetişkin ölümlerinin yüksekliği, savaş kayıplarından kaynaklanan üretken-özellikle erkek- nüfusun azaldığı belirtilmektedir. Aynı kaynakta İkinci Dünya Savaşı sırasında nüfus artışının yavaşladığı, erkeklerin silah altında olması, evliliklerin ertelenmesi, doğurganlığın azalması sonucu nüfus artış hızının Cumhuriyet tarihinin en düşük seviyesinde seyrettiğini ve Cumhuriyetin ilk yıllarında ölüm hızının bütün yaş gruplarında çok yükseldiği; bu yıllarda doğumda yaşam umudunun 30 yıl civarında olduğu vurgulanmaktadır. Bu dönemde Türkiye’de bebek ve çocuk ölümlerinin, hep önemli bir sağlık sorunu olageldiği, Cumhuriyetin kurulduğu yıllarda bebek ölümleri bakımından korkunç denebilecek bir ortamın sürdüğü, bu yıllarda doğan her dört bebekten birinin bir yaşına ulaşmadan öldüğü vurgulanmaktadır. İkinci Dünya Savaşı yıllarında bebek ölüm hızı daha da yükselmiştir; 1940’lı yılların başında bebek ölümleri bin canlı doğumda 306 ölüm seviyesine ulaşmıştır.
Genç Türkiye Cumhuriyetinin tek amacı bulunmaktadır, kalkınmayı sağlamak için hızlı bir nüfus artışı sağlanmalıdır. Devletin nüfus artışı politikasını destekleyen Himaye-i Etfal Cemiyeti anne ve çocuğa yönelik yayınlarla sağlıklı kuşaklar yetiştirme çabasına girmiş olup, ayrıca gürbüz çocuk yarışmaları düzenleyerek konuyu toplumun gündemine getirmiştir.
Himaye-i Etfal Cemiyetinin 1930 yılında yayınlanan Türkiye Himaye-i Etfal Cemiyeti Nizamname-i Esasisinin ( yedinci ve sekizinci sene kongresinde tadilen tanzim edilmiştir) 5 Maddesinde: “Cemiyet çocuk vefiyatının önünü almak, fena terbiyelere mümaneat etmek ve Türkiyede çok ve gürbüz çocuk yetişmesini temin etmek maksadiyle vâkıf olduğu ahvalden ve tetkikatı neticesinden hâsıl ettiği kanaatlarını hükümete arzeder. Hilâliahmer veya icap eden cemiyetlerle de teşriki mesai eder” diyerek sağlıklı çocuklar yetiştirme politikasını amaçlamıştır.
1943 yılı Genel Kongresinde kabul edilen Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumu Nizamnamesinin 5. maddesinde konu daha kapsamlı bir hale getirilmiş ve madde; “Kurum çocuk ölümlerinin önünü almak, çocuk düşürmenin önüne geçmek ve yurtta çok ve gürbüz çocuk yetişmesi için çok çocuklu olanların her vesile ile himaye edilmeleri ve üstün tutulmaları gibi hususları sağlamak üzere sosyal ve mali kanunlarla vergi muafiyetleri tesisine veya prim verilmesine ve çocuk mahkemeleri açılmasına temine çalışır” şeklinde değiştirilmiştir.
Himaye-i Etfal Cemiyeti gürbüz çocuk yetiştirilmesini sağlamak amacıyla önemli gün ve haftalarda Gürbüz Çocuk Yarışmaları düzenleyerek çocuk konusunu sürekli gündemde tutmuştur. Gürbüz Çocuk Yarışmaları cemiyetin yayınlarında resimli olarak yer alarak aileler bu konuda desteklenmiştir.
Gürbüz Türk Çocuğu Dergisinin 1928 yılında yayınlanan 27. sayısında Kütahya, Kastamonu ve Ankara’da yapılan ve birinci gelen çocukların yaş, kilo durumları resimleriyle birlikte yer almıştır.
Yine aynı derginin 1931 tarihli ağustos 59. sayısında başka memleketlerde çocuk başlığı altında ABD Los Angelosta bir gürbüz çocuk müsabakası yarışması duyurulmuştur.
61 sayıda ise Mardin de Gürbüzlük müsabakası, Güzellik müsabakası Temizlik müsabakası yapıldığı belirtilmektedir. Özetle belirtmek gerekirse cemiyetin bir çok yayınında Gürbüz Çocuk Yarışmalarıyla ilgili haberler karşımıza çıkmaktadır.
Yazılarımızda sık sık vurguladığımız gibi Himaye-i Etfal Cemiyeti (Çocuk Esirgeme Kurumu, Devlet politikasına uygun olarak ana çocuk sağlığı ve eğitimi konusunda bir çok faaliyet düzenlemiştir. Gürbüz Çocuk Yarışmaları bunlardan birisidir. Yarışma sonuçları kurumun yayınlarında yer almış ve çocuk sorunu Türk toplumunun gündemine taşınmıştır.

|